Koramaz ve Zamantı yöresinde düğün gelenekleri-11 - Ali MADEN

Koramaz ve Zamantı yöresinde düğün gelenekleri-11


Düğünde kadınlar ve erkekler ayrı, ayrı yerlerde toplanırlar. Erkeklerin toplandığı yere “düğün odası “ ,kadınların toplandığı yere “düğün evi” denir. Oğlan tarafının müsait yeri yoksa komşulardan, odası büyük olan birinin odası düğün odası olarak kullanılır. Düğün evi için büyük bir ev veya uygun bir mekân temizlenerek hazırlanır. Düğün evleri mümkün olduğu kadar gözden uzak, düğün odasından duyulmayacak, görünmeyecek yerde olur ki kadınlar rahat eğlensinler, oynasınlar diye.

Eğer kızın ya da oğlanın bir yakını yeni ölmüş ise düğün yapılmaz. Düğünsüz olarak gelin birkaç kadının eşliğinde oğlan evine gider. Köyde hatırı sayılır biri veya genç biri yakın zamanda ölmüş ise düğünler ileriki günlere ertelenir ve sönük geçer. Böyle ölüm olaylarının zuhur ettiği durumlarda düğünden önce damadın babası yaslı aileyi ziyaret ederek münasip bir dille “Sizin acınız bizim acımız, bizim ciğerimiz de sizinki kadar yandı ama ne edersiniz ki bu da Allah’ın emri. Müsaade ederseniz düğün için bayrak kaldıracağız” der. Karşı tarafta “Ölüm de, düğün de biz insanlar için. Sizin de bizim kadar üzüldüğünüzü bilmez miyiz? Siz düğün çalmasanız rahmetli geri gelecek değil ya. Buyurun siz düğününüzü yapın. Allah hayırlı etsin “der. Böylece acılı ailelerin gönlü alınmış olur. Düğün sahibinin bu saygısına karşılık, acılı ailenin büyüklerinden birisi düğün odasına giderek hayırlı olsun der, üzüntü­süne rağmen kısa bir süre halaya iştirak ederek güzel duygularını düğün sahibine gösterir fakat eğlenceye daha fazla katılmaz.

Zaman değiştikçe insanların olaylara bakışı da değişiyor. Artık insanlar bu kadar hassas ve nezaketli değildir. “Ölüm de Allah’ın emri evlenmek de” diyerek düğün bulursa oynuyor, ölen olursa (eskiler kadar olmasa da) üzülüyorlar.

Düğüne kimin gelip gelmediği köyün büyükleri için özellikle düğün sahibi için çok önemlidir. Gelmeyenler için bilinen bir sebep yoksa düğün sahibi ile bir husumet, kırgınlık ve kasıt var mı diye araştırılır çünkü köyün ekâbir takımı köyde dargınlık küskünlük olmasını istemezler. Böyle bir şey varsa düğün vesilesi ile dargınları barıştırırlar.

Eğer köyde herhangi bir evde misafir varsa mutlaka düğün sahibi o eve giderek ev sahibini misafiri ile birlikte düğüne davet eder. Aksi halde davet edilmediği için misafir düğüne gitmez,  dolayısıyla ev sahibi de düğüne gidemez.

Düğünler köye canlılık ve neşe getirir. Erkeklere ait olan düğün odaları sabahtan gece yarılarına kadar açık olur. O günkü olağan işlerini bitiren gençler ve orta yaşlılar doğru düğün odasına giderler. İşten maksat; kış günü malum, her taraf karla kaplı. Sığırlar ve koyunlar ahırlarda. Onlar her gün sulanır ve yemlenir. Bu arada bilin meliki, sokaklar; ya damlardan atılan karlarla dolu, ya da kar biraz erimişse eriyen karlardan dolayı çamurdur.

 Düğün odasına gelenlere şeker, sigara tutulur. Bir kişi devamlı bu işle görevlendirilir. Çocuklar genellikle şeker al­mak için gelirler. Düğün odasına gelenler bazen içeride oynar, bazen de topluca dışarı çıkarak halay çekerler. Akşamları ihtiyarların dışında herkes düğün odasındadır. Düğün odasının orta yeri boşaltılır, orada çalgı eşliğinde ikişer ikişer karşılıklı oynanır. Yaşça biraz büyük olanlar düğün odasında oynanan alanın etrafında otururlar. Kalanlar da ya ayakta yer bulur, ya da dışarıda kapıdadır. Yer olmadığından zavallı çocuklar hep dışarıda kalır. Soğuk havada üşümemek için kendilerine göre koşuşarak, bazı oyunlar oynayarak eğlenirler.

 

YAZIYI PAYLAŞ!