Tahammül sınırları zorlanırken - Şura GÖGEBAKAN

Tahammül sınırları zorlanırken


Önceki yazımızda salgın dönemindeki özlemlerimizden bahsetmiştik. Rutin hayatımızda yapmaktan sıkıldığımız birçok şeyi özlediğimize değinmiştik.
Bu yazımızın konusu da ‘madalyonun öteki yüzü’: tahammül…
Korona öncesindeki sosyal hayatımız, iş hayatımız yani günlük hayatın getirileriyle birlikte bazı şeyleri görmezden gelebiliyorduk.
Rutin hayatın içerisindeki insan ilişkilerimiz bir şekilde ilerliyordu. Hayatın bir getiri olarak belki de çoğumuz aile üyeleriyle pek vakit geçiremiyordu ve bu da iletişim ve ilişki biçimlerini belirliyordu.
Şimdilerdeyse neredeyse hepimiz evlerdeyiz.
Normalde çok görüşemediğimiz, bir arada olmadığımız insanlarla bile, eşimiz dostumuzla bile evde vakit geçiriyoruz.
Bu da farklı farklı tecrübeler edinmemize vesile oluyor. Kendimizle alakalı fark etmediğimiz şeyler fark ediyor oluşumuz gibi bir anlamda sınav da veriyoruz.
Alışkanlıklarımız değişiyor, tüketim ve davranış biçimlerimiz değişiyor.
İletişim biçimlerimiz dahi değişiyor.
Belki de bu sürecin öğrettiği en büyük olgu sabırdır. Dışarı çıkmayı bekleyerek sabrediyoruz, her şeyin yoluna girmesi için sabrediyoruz, işleri yoluna koymak ve olağan hayata dönmek için sabrediyoruz.
Farklı farklı huy ve alışkanlıklarımız olduğu için birbirimize sabrediyoruz. Çaresi olmayan durumların içerisinde yaşayıp, birbirimize katlanıyoruz.
Bu da koronanın bir parçası aslında. Evde kaldıkça daha önce düşünmediğimiz, kayda değer görmediğimiz şeylerle yüz yüze kalabiliyoruz.
Beş parmağın beşi de bir olmadığı örneğinden yola çıkarsak, aile bireyleri bile birbirinden farklıdır, burada da tahammül ediyoruz.
En çok da tahammül etmeyi, sabretmeyi, idare etmeyi öğretti sanırım.
Yaşamak için temel gereksinimlerden fazla olan şeylerin fazlalık olduğunu da gördük.
Kimimiz için dışarının, tek başınalığın ne kadar kıymetli ve özgürleştirici olduğunu gördük ve bunun için de tahammül ediyor sabırla bekliyoruz.
Koronanın özlettikleri olduğu gibi tahammül ettirdikleri de bir o kadar fazla…
Lakin ‘güzel günler’ için sabretmeye devam etmek zorundayız ediyoruz da…
Tahammülle sınanıyoruz ve her geçen gün tahammüller azalıyor. Ancak başka çare yok, bunu da biliyoruz.
Özlediklerimizi hatırda tutarak, tahammülü daha çok artırıp sabırla beklemek zorundayız.
Peki siz?
Sizin de tahammül ettiğiniz neler var düşündünüz mü hiç?

 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ağs

İnsanlığa dair

23Ağs

Enerji hamlemiz

10Ağs
06Ağs
30Tem

Korona ile bir bayram daha…