Adnan EVSEN

Zaferin Ve Hüznün Adı Çanakkale

Adnan EVSEN

Çanakkale; 1915’de Birinci Dünya Savaşı sırasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara savaşlarında düşmana geçit vermediğimiz, savunmada olduğumuz ve destan yazdığımız zaferin adıdır. Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Savaşında bütün bir millet olarak destan yazdığı savaştır. 

Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar ile Çanakkale harekâtının kaderini değiştirmiş, ona "dünyanın en ünlü mayın gemisi" unvanını kazandırdığı geminin adıdır Çanakkale. Nusret 'in mayınları 639 kişilik mürettebatıyla önce Bouvet, ardından HMS Irresistible ve HMS Ocean zırhlılarını sulara gömmüştü. Bu bozgundan sonra itilaf Devletleri deniz saldırısından vazgeçmek zorunda kalmış ve kara çıkartmasına geçmişlerdi. Merhum Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un da dizelerinde dile getirdiği “kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” adını verdiği İngiltere, Fransa, Avustralya, Yeni Zelanda ve Hindistan gibi dünyanın öbür ucunda yaşayan sömürgeci ülkelerin toprağa gömüldüğü zaferin adıdır Çanakkale. 
Yarbay Mustafa Kemal'in "Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum ölmeyi emrediyorum" sözüyle canlarını ortaya koyarak 57. Alayın adıdır Çanakkale. 
Çanakkale zaferinden 38 yıl sonra, 1953 yılında olan bir deprem ile ülkeyi derin bir yasa boğan hüznün adıdır Çanakkale. 

Günümüzden yaklaşık ili hafta önce 4 Mart 2024 tarihinde, Çanakkale’nin Yenice ilçesi Karasu Köyünde, saat ile 21:38’de 4.9 ML büyüklüğünde yerin 14 km derinliğinde bir deprem meydana geldiği AFAD ve Kandilli Rasathanesi kayıtlarından öğrenilmiştir. 4 Mart tarihinde 4.9 büyüklüğünde gerçekleşen depremin hasar oluşturacak bir deprem olmadığı, orta büyüklükte bir deprem olabileceği değerlendirilirken, depremin doğrudan zararlarından dolayı herhangi bir can kaybının olması da normal şartlarda beklenmez. Ancak, Bursa ilinde depremden korkan bir vatandaş evinin balkonundan atlayarak hayatını kaybetmesi, bizim daha depremlere henüz hazır olamadığımızı bir kez daha gösterdi.

4 Mart 2024 tarihli depremin olduğu bölge, genel olarak Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun etki alanındadır. MTA tarafından 2011 yılında hazırlanan Türkiye Diri Fay Haritasında da görüleceği gibi, Kuzey Anadolu Fayı Bolu ilinden itibaren kuzey kol, orta kol ve güney kol olmak üzere üç ayrı kola ayrılmaktadır. 1953 ve 2024 Yıllarında deprem oluşturan Yenice-Gönen Fayı ile birlikte Bursa Fayı, Uluabat Fayı ve Manyas Fay Zonu da Kuzey Anadolu Fayı’nın alt segmentleri arasında yer almaktadır.  Bahse konu Yenice-Gönen Fayı üzerinde son dönemlerde büyüklükleri 2.0 ile 3.0 arasında değişen 150 civarında deprem olduğu AFAD ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi kayıtlarından anlaşılmaktadır.  

Kuzey Anadolu Fayının güney kolu günümüzden yaklaşık 70 yıl önce 18 Mart 1953 tarihinde, saat 21:06’da yerin 10 km derinliğinde 7.2 Mw büyüklüğünde deprem oluşturmuştu. Yenice-Gönen Depremi olarak kayıtlara geçen bu depremde 265 kişi hayatını kaybetmiş, 6750 bina da hasar görmüştü. 

Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi, Marmara Bölgesi de tektonik açıdan aktif olup aletsel ve tarihsel dönemde pek çok deprem üretmiş, bundan sonra da benzer büyüklüklerde depremler üretebileceği tahmin edilmektedir.  

Bilim insanları tarafından yapılan çalışmalara göre yörede risk oluşturabilecek 20 adet diri fay tespiti yapılmış olup bunlardan Balıkesir ili yerleşim alanlarından geçen ve 7.0 dan büyük deprem üretebilecek üç adet (Yenice-Gönen, Balıkesir ve Edremit) fayın varlığı belirlenmiştir.

1953 Yılında Yenice-Gönen Depremi adıyla anılan deprem, Çanakkale iline bağlı Yenice ilçesi ile Balıkesir iline bağlı Gönen ilçesinin hemen hemen sınırında meydana gelmiştir. Depremin olduğu yer Balıkesir sınırına yaklaşık 2750 m mesafede yer almakta olup sınıra yakın olması nedeniyle Yenice-Gönen Depremi olarak adlandırılmıştır.  

1953 Yılında 7.2 büyüklüğünde olan deprem ile 2024 yılında gerçekleşen 4.9 büyüklüğündeki deprem, aynı fay üzerinde yer almaktadır. 2024 Yılında olan deprem, 1953 yılındaki depremin yaklaşık 2 km kuzeybatısında yer almaktadır.  İki deprem arasındaki fark matematiksel olarak (7.2-4.9=2.3) 2.3 gibi gözükse de, aslında durum böyle değil. Depremin büyüklüğü açığa çıkan enerjiyi ölçmek için kullanılan bir kavram olup logaritmik tabanlı olduğu için katlanarak artar. Örneğin 6 büyüklüğündeki deprem 5 büyüklüğündeki depremden 32 kat daha büyüktür.  Bu koşullar altında 1953 yılında meydana gelen deprem (7.2 Mw), 2024 yılında meydana gelen depremden (4.9 Mw) 73.6 kat daha büyüktür. Şunu söylemek istiyorum; 4.9 büyüklüğünde 73,6 tane deprem olmalı ki, 7.2 büyüklüğündeki deprem kadar etkisi olabilsin. 

Depremlerin büyüklüklerinin nasıl okunması gerektiği ifade edildikten sonra, Yenice-Gönen Depreminin teknik özelliklerinden bahsedebiliriz. Güney Marmara bölgesinde yer alan faylar Kuzey Anadolu Fay Zonunun alt segmenti olmasından dolayı doğrultu atımlı ve sağ yönlüdür. Bilim insanları tarafından yapılan çalışmalarda Yenice-Gönen Fayına ait kayma hızının yıllık 2-3 mm olduğu belirlenmiştir.  1953 ve 2024 Yıllarında deprem oluşturan Yenice-Gönen Fayı üzerinde yapılan paleosismoloji (eski tarihsel deprem kayıtları) çalışmalarında; son 6200 yılda yüzey yırtılması yapmış 6 adet depremin olduğu bilim insanları tarafından tespit edilmiştir.   
1953 Depremi de dahil olmak üzere, yüzey yırtılması ile sonuçlanmış 6 depremin oluş zamanları karbon 14 yöntemi ile yaşlandırılmaya ve herhangi bir sistematiğin olup olmadığı konusu bilim insanları tarafından araştırılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda tarihsel süreç içerisinde 6 adet depremin kendi aralarında düzenli tekrarlanma aralığının olmadığı,  elde edilen sonuçlara göre en yakın deprem üretme zamanının 505 yıl, en uzak deprem üretme zamanının ise 1793 yıl, depremlerin ortalama tekrarlanma süresinin ise 1180 yıl olabileceği değerlendirilmiştir. 

Bu koşullar altında Yenice-Gönen Fayında 7 ve üzeri büyüklükte yeni bir deprem için en yakın tekrarlanma zamanı (505 yıl) alındığında 7 ve üzeri büyüklükte muhtemel olabilecek depremin 2458 yılında gerçekleşmesi beklenebilir. Yani önümüzde daha 434 yıl zamanın olduğu değerlendirilebilir. Ancak şunu unutmamak gerekir ki bahse konu yapılan değerlendirmelerin bir istatistik çalışması olduğu, istatistiki çalışmanın gerçeği her zaman tam olarak yansıtamayacağı, depremlerin zaman zaman beklenenden daha önce gerçekleştiği, zaman zaman da geciktiği görülmektedir.

Yani bu hesaplanan zamanın biraz öncesi ve biraz sonrasının olması muhtemeldir. Örneğin 6 Şubat günü deprem oluşturan Pazarcık Fayının tekrarlanma süresinin ortalama 500 yıl olduğu bilinmekteydi. Kahramanmaraş’ta 2023 yılından önceki son depremin 1513 yılında olduğu, ortalama 500 yıl tekrarlanma süresi kabulü ile 2013 yılında gerçekleşmesi beklenirken 10 yıl (2023-1513=510 yıl) gecikme ile Pazarcık depreminin gerçekleştiği bir kez daha hatırlanmalıdır.  

Deprem tekerrür zamanı gelmekle birlikte henüz deprem üretememiş bir başka yer ise Kuzey Anadolu Fayının kuzey kolu üzerinde yer alan Marmara önlerinde olması beklenen muhtemel İstanbul Depremidir. Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde olan depremlerin ortalama tekrarlanma süresinin 250 yıl olduğu, bu bölgede oluşan en son depremin 1766 yılında olduğu bilinmektedir. En son depremin olduğu tarih olan 1766 yılının üzerine 250 yıl daha ilave edecek olursak, (1766+250=2016) beklenen İstanbul Depreminin dünümüzden 8 yıl geciktiği anlaşılmaktadır.

Demek ki depremlerin ortalama tekrarlanma süreleri bilinmekle birlikte zaman açısından daha önce veya daha sonra da olabilmektedir. Şunu unutmamak gerekir ki tekerrür zamanında önce veya sonra bu depremler mutlaka olmaktadır. 

Yenice-Gönen Depremine 434 yıl gibi daha çok zaman var diyerek ihmal zincirini başlatmayalım.  Bugünden tezi yok;
    Belediye başkanları olarak kaçak yapı yapılmasına müsaade etmeyelim. 
    Fay hatlarının geçtiği alanları, sıvılaşan zeminlerin olduğu alanları  ve dere yataklarını imara açmayalım. 
    Mühendislik-müşavirlik ve yapım işinden asla taviz vermeyelim. 
    Deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası yapacaklarımızı her ay tekrar ederek hatırlayalım ve tatbikat yapalım. 

Unutmayalım; afet zararlarını azaltmak bilinçli birey, dirençli şehir ile mümkündür. 
 

Yazarın Diğer Yazıları