Prof. Dr. Ünal Çamdalı

Kayseri'deki Teyzenin Feryadı

Prof. Dr. Ünal Çamdalı

Bir YouTube kanalında Kayseri’deki kamuoyu yoklaması ile ilgili söyleşiyi izledim. Sunucu ülkenin ekonomik durumu ve gelecekteki siyasi gelişmeler ile ilgili insanların düşüncesini soruyordu. Erzurumlu olduğunu söyleyen ve Kayseri'de yaşadığını düşündüğüm bir teyzenin konuşması, beni derinden etkiledi hatta duygulandırdı.

Teyze adeta feryat niteliğindeki konuşmasında, hem kendi yaşadığı kişisel sorunları hem de toplumun belli bir kesiminin genel sorunlarını dile getirdi:

  • Emekli ve dar gelirli olduğunu söyledi.
  • Eşinin kalp ve damar rahatsızlıkları yaşadığını ve tedavisi için 70-80 bin TL'ye ihtiyacı olduğunu belirtti.
  • Emeklilerin maddi sıkıntılar nedeniyle zor durumda olduğuna dikkat çekti.
  • Pek çok emeklinin evden kaçıp, cami kenarlarında veya şehir meydanında vakit geçirdiğini anlattı.
  • Eşleriyle sorun yaşayan emeklilerin sayısının gün geçtikçe arttığından bahsetti.
  • Günlük yaşamda temel ihtiyaçların karşılanmasında, büyük güçlükler çekildiğini vurguladı.
  • Kameralar karşısında dile getiremeyeceği toplumsal etik sorunların var olduğunu da ima etti.

Söyleşiyi adeta haykırarak çarpıcı bir cümleyle bitirdi. "Particiliği bir kenara bırakıp, bu sorunları kim çözecekse gelsin çözsün! Yetkililer halkın arasına girsin, bizim feryadımızı duysun ve ona göre önlem alsın!" dedi.

Teyzenin konuşması o kadar içten ve samimiydi ki adeta feryat ediyordu. Bir hatip gibi etkileyici konuşuyordu. Aslında en etkileyici sözler, en samimi olanlar değil miydi? Boşuna dememişler: "Haksızlığa uğradığını hisseden ve bunda samimi olan insanlar, dünyanın en iyi hatipleridir." Kelimelerin gücü, onlara yüklenilen duygu ve samimiyette gizlidir. Teyzenin belki akademik eğitimi yoktu ama söyledikleri yürektendi ve toplumun belli bir kesimi için gerçekti. Bu belli değil miydi?

Teyzenin ifade ettiği gibi halkın feryadına kulak vermek ve yaşanan sorunları anlamaya çalışmak önemli. Bunu başarmanın yolu ise sokağa inmekten, insanlarla doğrudan iletişim kurmaktan geçmektedir. Yetkililer ve etkililer halktan koparsa sorunlar derinleşecek ve toplumdaki dağılmalar ve mutsuzluk hatta huzursuzluk kaçınılmaz olarak tıpkı entropi gibi artacaktır. Bu nedenle karar alıcıların halkın arasına karışması, onlarla yüz yüze görüşmesi ve yaşamlarını kolaylaştıracak çareler ve çözümler üretmesi hiç değilse umut vermesi, hayati önem taşımaktadır.

Sokağın sesine kulak verin...

Yazarın Diğer Yazıları