Bakır ustasının pratik zekası - Murat SERİM

Bakır ustasının pratik zekası


Peki sizi şaşırtan birkaç anınız var mı? 

 ‘’Var. Şimdi mesela bir arkadaş geldi. Buna sekiz on sene oldu. Benim babam da sanatkarıdı. Tüfekçi ustasıyıdı. Zamanında av malzemesi bayiydi. Babam bir gün ‘Senin bir aklın var. Müşterinin bin aklı var. Müşteriye omuz virme gafa ver.’ derdi rahmetlik. Bir adam geldi. Tencere getirdi. İki gardeş. O diyor ki: ‘Bu diyor benim babamdan anamdan galdı ben işleteceğem. Öbürü diyor ki: Benim de babamdan anamdan galdı ben işleteceğem, diyor. Bilişemiyorlar bir tencereyi. Ya diyom bak. Birinize bir tencere virek. Birinize de şurdan işliğim. Hangisini istiyorsan viriyim, razı olmuyor adamlar. Olmuyon mu? Ben onun golayı var arkadaş, didim. Ne o? dedi. Samimi söylüyom ortadan kestim bak işte. Böyle duvara yasırttım tamam mı. Al arkadaş yarısı senin yarısı senin, didim. Hak geçirtmedim yani. İkisinin de gönü oldu. Yohsa olmuyor. O diyor ki benim anamın malı, o diyor benim babamın anamın. İyi oğlum. Şurdan birisinden aynısından viriyim, diyom. İşliyim onu da diyom, razı olmuyor. Niye? O zamanki o fikrim hemen benim şiy itti, yansıdı. Çok güzel oldu. Adamlar da memnun oldular. Tamam amca, dediler.’’

Pratik zekanın ürünü. Başka bir anınız var mı Ömer abi?

‘’Bize evelden yabancı çok geliridi. Turist. Şimdi gelmiyor. Bu E5 açıldı. Sona da evelden arabalarınan gelirleridi. Hem otel gibi yat gah arabaları. Şimdi gelmiyor. Uçağanan geliyor. Burdan Ürgüp’e Kapadokya’ya gidiyorlar. Evelden buna otuz sene kırk sene evel. Oldu buna kırık sene. Yaşlı bir turist geldi. Ben ilkokul mezunuyum. İngilizcede tarzanca üç beş kelime biliyom ama biliyom da diyemem ona. Çok bilmiyom. Arkası da gelmesi lazım. Adam o zaman benim yaşlarımda. Şimdi yetmiş yaşımdayım ben. O adam da öyle altmış beş yetmiş yaşlarında varıdı. Bana didi ki:’İngilizce biliyon mu? didi. Yoh, didim. Fransızca? Adam dört dil biliyorumuş. Adam bana kızdı. Yuh! didi. Alnımdan tabancayınan vursa bundan iyiydi ya. Ben de adama didim ki: ’Arkadaş, sen Türkçe biliyon mu? Yoh. Çerkezce? Yoh. Avşarca? Yoh. Ben de dört dil biliyom. Sana da yuh didim o anda. İnan bak. Böyle oldu. Adam hemen kitap açtı. Göstert diyor bağa, o dil hangi dil ise? Gayrı saflığına yattım. Çünkü insan yani yaş kemale vuruncu biliyor. Benim bebelerimin üç tanesinin ikisi üniversite mezunu. Öbürünü de okutacağadım da okumadı.’’

Kaç çocuğunuz var?

‘’Benim üç oğlum var. Ondan sona yani insan var ya tahsil yapacak da ondan sona ticaret mi yapacak, sanatkar mı olacak, yani tahsil yapacak. Ama o zaman gençliğimde bunun kıymetini bilemiyoh. Söölüyon anlamıyor. Annadın mı? Zaman geçinci biliyon. Ben mesela şimdi evet ben kendimi yetiştirdim amma benim ortamım güzel. Niye? Antikayinan uğraşıyom işlemeyinen uğraşıyom. Bize gelenler mesela hep kültür düzeyi yüksek insanlar geliyor. Onların şeyinen muhabbetiyinen biz de az çok yani bir şeyler aldık. Biz sanatımızı onlara icra ettiysek onların da kültüründen bir şeyler gaptık yani.’’

Dükkanınızda antika olarak neler var? Bize isimlerini söyler misiniz? 

‘’Mesela bah şurdan başlıyım yukardan. Güğümler var. Helke var mesela. Aşırmalar var. Çaydanlık var. Baharat takımı var. Kayık takımı var. Bu sarı günlükler var. Bir de mesela şöyle bir durum var. Aşağa yukarı evelden atmış yedi vilayetimiz varıdı. Gene ben atmış yediden gonuşuyum. Her vilayetin kendine has biçimi, bakırı vardı. Mesela bizim Gayseri yöresinin ıbrığı, güğümü ayrı. Angara yöresinin ayrı. Gerede yöresinin ayrı. Biçimleri birbirinden farklı.’’

Kayseri ıbrığının biçimi nasıl?

‘’Mesela yukardaki gördüğün şu Gayseri ıbrığı. Gırmızı güğümün düz daban güğümün yanındaki kara ıbrık. Tabi buna çakıl ıbrık derik. Kara ıbrık bizim bu gazalarımızda kullanılır. Çakıl ıbrık şeherin merkezinde kullanılıyor. Mesela bizim Türkçe dilimizin zenginliği çok güzel. Biz Gayseri’nin merkezinde olanlar aşırma deriz. Şu yannı Pınarbaşı tarafına gidersen bizim aşırma dediğimize onlar sitil der. Bu yannı Yahyalı tarafına giden, aynı bizim aşırma dediğimize cingil derler tamam mı? Maraş tarafına giden, bizim aşırma dediğimize adamlar bakraç der tamam mı? Biz mesela burda su içtiğimiz gaba sülahi derik, öbür tarafa varın ördek der, aynı o da sülahi, öbür tarafa varın boruç der adam tamam mı? Yani bu yöre değeşinci yani hep bakırıdı. Hepisinin leğeninden, biçiminden modelinden hangi vilayetin malı olduğunu bilirim.’’

Alt raftakileri bize söyler misin Ömer abi?

‘’Bunlar bronz. Sarı döküm bunlar. Ekseriyet bunlarda yurtdışına gidiyor. Bizim internet satışımız da var.’’

         3. bölüm sonu
 

muratserim@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI