YILANLA TİLKİNİN HİKÂYESİ - Mehmet AYMAN

YILANLA TİLKİNİN HİKÂYESİ


Hz Mevlana’nın büyük eseri Mesnevi'de daha kısa olarak anlatılan bu hikâyeyi ben biraz uzatarak anlatıyorum.

Tilkiyle yılan arkadaş olmuş ve yağmurlu bir havada birlikte bir yolculuğa çıkmışlar. Bir müddet sonra bir nehrin kıyısına gelmişler. Yolculukları gereği gidecekleri yer de nehrin karşı kıyısında kalıyormuş. Gün boyu yağan yağmurdan dolayı nehrin suları kabarmış ve geçecekleri köprü de şiddetle akan nehrin sularından hasar görüp, kullanılamaz hale gelmiş. Köprüden geçemeyeceklerini anlayan iki kafadar karşı kıyıya geçmek için nehrin daha sığ bir yerini bulmuş ve oradan geçmeye karar vermişler
Fakat tam suya girdikleri sırada yılan, tilkiye: 

"Tilki kardeş! Ben yüzme bilmem, üstelik benim cüssem çok küçük su beni sürükler, alır götürür. Ne olur! beni sırtına alsan da beline dolanıp güvenle karşı kıyıya beraber geçsek!" diye yalvarmış. Tilki biraz düşünmüş, bu yılan tabiatı gereği çok sinsi, ne olur ne olmaz, deyip kafasında bir plan yapmış. Yılana demiş ki; İsteğini kabul ederim ama bir şartla: Bana bir zarar vermeyeceğine söz verirsen.
Yılan namus şeref sözü vermiş, böylece tilki de yılanın sırtına dolanıp geçmesine razı olmuş, ya da öyle görünmüş. Derken, yılan tilkinin beline sarılmış olduğu halde, ırmağa girip yüzmeye başlamış.

Henüz karşı kıyıya varmadan yılan duramamış, tilkiyi dolandığı belinden yavaş yavaş sıkmaya başlamış. Durumu hisseden tilki, yılanı uyarmış. Aman ha! Sakın bir yanlış yapayım deme, unutma bana söz verdin”.  Yılan; “Evet ama demiş yılanlık damarı ne yapayım kendimi tutamıyorum”
Karşı kıyıya varmadan bu durum birkaç defa daha tekrar etmiş. Fakat sonunda yılan tilkiye: "Tilki kardeş! Ne olur kusura bakma, ben seni sıkıp, öldüreceğim !" kendime hakim olamıyorum demiş. Aslında hiç şaşırmayan tilki  "Yılan kardeş! Biz seninle arkadaş değil miyiz? Bak, ben sana bunca iyilik ettim. Seni sırtıma alıp karşı kıyıya geçirmesem sen tek başına nehri geçemezdin!" falan diye anlatmaya çalıştıysa da yılan hiç oralı olmamış. Tilkiye demiş ki; tilki kardeş sen haklısın ama ne yapayım ki  "Bu benim huyum. sokmak benim yapımda var!" demiş. 

Tilki bir an durakladıktan sonra yılana "Peki yılan kardeş! Madem öyle sok, öldür,  ne yapalım! Bu benim kaderimmiş derim. Yalnız senden bir ricam var, o’nu yerine getir de sonra ne istiyorsan yap demiş. Yılan tabiatı gereği ne kadar sinsi olsa da, tilkinin ne kadar kurnaz olduğunu anlayacak kadar zeki değilmiş.

Bu yüzden tilkinin son isteğini yerine getirmeyi kabul etmiş. Tilki yılana demiş ki:
“Madem biraz sonra öleceğim, ölmeden önce yüzüme bir kez olsun baksan da, o güzel gözlerini son defa görsem" demiş. Bu sözlere aldanan yılan, başını uzattığı an, tetikte duran tilki derhal atılıp yılanın başını koparıvermiş. Sonra da ölen yılanı ırmağın kenarında, kumların üzerine boylu boyunca uzatmış ve kendi hilesine kurban giden arkadaşına şöyle demiş: "Yoook yılan kardeş! Ben öyle eğri büğrü arkadaş istemem! Benimle arkadaş olacaksan, böyle dosdoğru olacaksın!" Sen yılansan ben de tilkiyim demiş.

 Bu kıssadan ne anlamalıyız: Son birkaç gündür birilerinin kendisini sanatçı diye baş tacı ettiği saygı duyduğu, hatta hayranı olduğu birisi söylediği bir şarkının sözlerinde Hz Adem ve Hz Havva’ya cahil diyerek saygısızlık göstermiş. Birileri de bunu fırsat verip o şarkıcıya hakaretler, küfürler, lanetler yağdırıyorlar.

Günaydın, uyanın da balığa gidelim, demek geçiyor aklımdan. Bu şarkıcı kadın yüzde yirmi beşin sayesinde mi bu kadar şöhret oldu. Kasetleri, cd leri kim tarafından alındı da bu kadar zengin oldu, şöhrete kavuştu. Neredeyse yarım asırdır insanların dilinden düşmeyen şarkıların yapımcısı o değil mi?.

Evinizde, arabanızda siz hiç dinlemediniz mi? bu şarkıcıyı. Çocuklarınızın cep telefonlarında yüklü değil mi?  o sanatçı müsveddelerinin şarkıları. Sosyal medyada ettiğiniz küfürlerle vicdanınızı mı rahatlatıyorsunuz yoksa. O’nun yaptığı kendi doğası gereği.  Ya siz kendi yaratılış gereğiniz olanı yaptınız mı? Eğer yaptıysanız onlar bu günlere nasıl geldi. Eğer yapmadıysanız oturun ve önce kendinizi hesaba çekin, bu insan müsveddeleri Müslüman mahallesinde salyangoz satma cesaretini, nereden alıyor diye.

aymanmehmet@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 3

YAZARIN SON 5 YAZISI
26May

Vakıf

14Mar

Gül yaprağı hikâyesi

23Şub

Dinlemeden anlamak 

07Şub

İyi ki varsınız

18Oca

YILANLA TİLKİNİN HİKÂYESİ