Dinlemeden anlamak  - Mehmet AYMAN

Dinlemeden anlamak 


Hayatın karşımıza ne tür sürprizler çıkaracağını önceden tahmin edemiyoruz. Başka bir ifadeyle günlük hayatımız akıp giderken o akışkanlıkda ne tür olaylar yaşayacağımızı veya kimlerle karşılaşacağımızı önceden tahmin etme imkânımız olmuyor. Bazen bir dost meclisinde bazen bir arkadaş oturmasında daha önce hiç tanımadığımız bir insanla tanışıyor, bazen de birisinin önerisiyle bir kitap veya makale okuyarak yeni bir düşünce veya yazarla tanışıyoruz.

İlk defa tanıştığımız insanın fiziksel yapısı, jest ve mimikleri hal ve hareketleri bizde bir intiba uyandırıyor. İlk defa okuduğumuz bir kitap hem yazarı hakkında ve hem de kitapta işlenen konular hakkında bir kanaat oluşturuyor ve bir dahaki sefere kadar o şahıs veya kitap hakkındaki görüşümüz bizde öylece kalıveriyor. Bu durum birçoğumuzun başına belki de birden çok kez geldiğinden ne demek istediğim kolaylıkla anlaşılıyor sanırım.

Başka zamanlarda önceden tanıştığımız ama hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımız o şahıs hakkında fikrimiz veya kanaatimiz sorulduğunda, ”benim o şahsı tanımak için yeterince vaktim veya imkânım olmadı” demek yerine “ben o şahsı tanırım, sevmem veya çok iyi birisi” gibi kesin yargılar ve hüküm cümleleriyle yargılayıp mahkûm ediyoruz.

Bu tür davranış biçimi “yani bir şahsı, bir fikri tamamen, etraflıca tanımadan, bir kanaat sahibi olmadan yargılamak ve ötekileştirmek düşüncesinin son derece yanlış bir düşünce” olduğu kanaatindeyim. Genellikle ilk intibalar önemli olmakla birlikte bir insanı veya bir fikri daha iyi tanımak için biraz zaman geçmesi, biraz emek sarf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer bir insandan bahs ediyorsak onun hemen kolaylıkla bir kenara atılamayacak kadar değerli olduğunu düşünüyorum. Bir insanın bir sözü veya bir davranışı hoşumuza gitmeyebilir ama başka çoğu davranışlarını sevme ve onunla dost olma ihtimalini hiç bir zaman gözden uzak tutmamalı ve o şahsı daha iyi tanımak için kendimize zaman tanımalıyız. 

Bir insan veya bir fikir ilk bakışta sıradan, her hangi bir insan veya herhangi bir fikir gibi görülebilir. Bunun için onu önemsemeyip değersiz görme ihtimalimiz olabilir. Ama böyle olduğunu anlayabilmek için bile biraz zamana ve biraz da saygıya ihtiyaç vardır. Her insan başkalarından bu saygıyı bekler. Buna hakkı da vardır üstelik. Empati yapıp aynı durumla kendimizin karşılaştığını bir düşünelim lütfen.  “Adam beni iki dakika bile dinlemeden veya yüzümüze bile bakmadan çekip gitti” diye düşünüp üzülmez miyiz? Elbette üzülürüz. Öyleyse başkalarının bize yapmasından hoşlanmayacağımız bir davranışı başkalarına yapmamalıyız. Karşımızdaki insanı iyice dinleyip anlamadan hemen zihnimizde yargılayıp mahkûm etmemeliyiz. Çünkü bir insanı anlamak için dinlediğimizde hem o insanın fikirlerinden istifade imkânımız olacaktır. Hem de, ihtimaldir ki bir arkadaş veya bir dost kazanacağız.

İnsanların ne söyleyeceklerini tam olarak dinlemeden onları anladığımızı zannetmek, onları anlamamızın önündeki en büyük engeldir. O halde sabırlı olup anlamaya çalışmak ve tam olarak kesin yargılardan kaçınmak en doğru hareket biçimi olacak diye düşünüyorum. Anlayışla kalın.
 

aymanmehmet@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Haz

Vakıf ve mülk ilişkisi

21Haz

Vakıf çeşitleri

13Haz

Vakıfların kısa tarihçesi

26May

Vakıf

14Mar

Gül yaprağı hikâyesi