Yerliliğe dair - İsmail ARSLAN

Yerliliğe dair


Bendeniz yerli ve milli bir siyaset inşa etmedeki gönülsüzlükleri sebebiyle mevcut iktidara sitemkarım. Parti pırtı ile milleti saçma sapan ayrılıkların kucağına atanların bozuk niyetleri ile işlerini sürdürmek ve ilkesiz, sadece nam şan heves çıkar için, güce makama talip olanlara asfalt çalışmaları yapılmasından anladığım şu ki, yerli bir siyaset inşa etmede yeterli samimiyet yok, öncekiler gibi hizmetçisi olduklarını iddia ettikleri değerlerin sırtına binip, emelleri için yol almadalar sadece.
Çok mu ağır oldu?
Kanımca az bile.
Siyasi etik yasasının hayata geçmesi söz konusu olmuyorsa, ne laf etsek az kalır.Ünvanı ile vara kavuşana, kavuşturana tüm kazanımını kusturacak bir düzenleme yapılmadan tüm siyaset heva ve heves macerasından ibarettir.
--
Kendini din ile ifade edip, Allah'tan ırak yaşam süren muhafazakarların en başarılı oldukları alan bir güdücüsüz yapamamalarıdır, ama güdenin de zeki olması şarttır, öyle ki onu, onların güttükleri havasını onlara yaşatmalı ki düzen devran devam edebilsin.
--
'Bir kez aşk ile Allah dese lisan, dökülür cümle günah misl i hazan' buradaki lisanı, dil sananlar yanılıyorlar, hal (tavır, eda) lisanıdır o. Ayrıca demek de söylemek değil, yapmak, yaşamaktır. Allah demek, her işinde, halinde, Onu anmak, yüceltmek, tazim ile derin saygı halini muhafaza etmektir. Allah diyen, o, bu, şu türküsünü diline dolamaz, himmet ve şefaati Ondan gayrından ummaz. Kendisinin razı olmayacağı işi tutmaz, zira bilir ki, kendinden razı olmayandan razı olunması söz konusu olamaz.
--
Toplum, o kadar haber, analiz, öğüt, öneri manyağı oldu ki, birisi, annesinin babasından doğduğunu söylese inanan ve savunanlar çıkacaktır.
--
Evanjelistler'in büyük yahudi krallığının kurulması gayesinden vaz geçeceklerini düşünenler kesinlikle yanılıyorlar. Ordumuz bugün inşallah başarılı olur ve bu emellerin önünü kısa vadede de olsa keser. Lakin çok daha güçlü bir devlet olmamız ve daha çok çalışmamız gerekiyor. Hatalardan, yaşanmışlıklardan dersler alarak, liyakat ve adalet odaklı bir yönetim sistemini devlete oturtmak gerekiyor. Zira yarınlar daha şiddetli fırtınalara gebe.
Allah gayret edene verir. Niyet ve amellerimiz sağlam olmalı ki nusret umabilelim.
--
Parayı ihtiyacı olana, darlığını fırsat görerek, ziyadesi ile geri almak üzere para verme işi caiz olmayan mevzu. Garip gurebanın, fakir fukaranın zaten zaruri ihtiyaç olan evi alması için, fazlasını talep ile, ihtiyaç duyduğu parayı ona eğer devlet veriyorsa, burada bir yanlış varsa, bu yanlış, bu parayı zaruri ihtiyaç olan evini almak için, almaya mecbur kalanın yanlışı değil, paranın değerini koruyamayan ve vatandaşını mağdur eden devletin yanlışıdır.
Bu TOKİ mevzusuna dair görüşüm budur.
--
İnsan hak ve özgürlükleri mücadelesinde her milletten nice yiğit can verdi, ama her zaman akan kandan beslenen çakallar köşe başlarını kimselere bırakmadılar.
Dün de böyle idi, bu gün de böyle.
Bu döngü ancak çakal kırımı ile sona erer diyenler de yanılıyorlar, zira bir çakal ölünce, başka bir çakal boşluğu dolduracaktır.
Çare, bilinç düzeyini yükseltmek, eğitim-öğretime önem vermek ve erdemi öncelemektedir.
--
Her kültürün tazim için farklı uygulamaları var, lakin ta'zim, yani idrak ile saygı esasen bir ritüelden çok daha anlamlı bir duruş gerektirir. Mesela biz Türkler, büyüklerimizin önünde, onlara saygımız gereği ayak ayak üstüne atmayız. Bize mesajı nedir diye merak etmediğimiz Kitabı duvara asarız. Lakin bir Arap, uzandığı yerde kitabı önüne koyup okuyabilir. Burada asıl saygıyı uzandığı yerde kitabı okuyan göstermiştir fikrimce, duvara asan değil.
Annesi o hali ile canını sıksa da, ona öf demeyen saygı göstermiştir, onun hazırladığı sofrada, kardeşiyle münakaşa edip, anasının yediğini burnundan getiren değil.
Allah'a tazim için de Onun belirlediği sembol hareketler ile namaz kılandan daha çok, kıldığı namazın şuuruna eren misaldir veya. Ya da ezan okununca müziğin sesini kısandan, çağrıya icabet ile namaza hazırlanan daha saygılıdır gibi.
--
Biri, biri hakkında konuşurken aslında kendi korku, zaaf ve özlemlerini de deşifre eder. Dikkat kesilin o, o anda aslında kendini vasfetmededir. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3421
--
Bir seri üretim mamulü olduğunuzun farkındalığında bir yerlerde bir zaman egonuz dipleyecek ve sıradanlığınız tavan yapacaktır. Doğal sonuç, sonrasında zırt saldırı ve vırt savunma ile geçecek ömrünüz... paso yaşayacaksınız yaşamdan habersiz...
Diğerlerinin hatıraları ile avunduğunuz zıptırık ömrünüz bitince asla siz bir nesil sonra hatırlanmayacaksınız...
--
Ne görüntü yakalanmışsa o, osun sen onun için. Aslında ne gördüğü sensin; ne de sen gördüğünden başkasısın... Herkes algısı kadar akleder. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3423

 

ismailarslan@kayseri.av.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 1

  • Mustafa Latifoğlu | 27 Ocak 2020 12:35

    İsmail bey, yazdıklarını çok doğru, anlamlı, haklı. Tenkid olmazsa, tekamül ve iyileşmeye olmaz, buda doğru. Yaşanan deprem sebebi ile, ortaya dökülen, açık kimlikli ermenilerin yazdıklarına ve siyasi muhalefet bağlamında onlarla benzer şeyler söyleyenlere bakarsanız, yerli ve milli siyaset inşa etmenin sadece bir isteksizlik olmadığını görebilirsiniz. Şu anda, açık ve örtülü kimlikli gayri müslimlerin, Müslüman ve Türk olduğunu bildiğimiz insanlarla aynı şeyleri söylüyor olması, Osmanlı'nın neden ve nasıl yıkıldığında açıklıyor sanırım.

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

Din de din mi acaba?

11Oca

Ulus Devlet üzerine

06Oca

Kaos

03Oca

Affeden affedilir...

27Ara

Cumhurbaşkanlığı seçimi