Peygamber öldü, din değil - İsmail ARSLAN

Peygamber öldü, din değil


Bu ümmetin "Peygamberin ölümünü kabullenememek" diye tanımlanan bir sorunu var. 

"Ona inananlar bilsin ki; O öldü" denildiğinden bu yana "Hayır! O ölmedi" diyenler onun için "öldü" diyenleri hep susturdular, olmadı kusturdular. 

Niçin böyle?

Çünkü, Onun ölümünü kabullenmek ile kabak gibi ortaya çıkacak ciddi bir vakıa var: Yorumun yorumunun yorumu ile örtülen ve defoluğu kanıksanan bir kabulün, yaşamı kuşatıcılığından ve dahası yaşamdan kopukluğuna dair bir gerçeklik. 

Basit soru şu: 
İslam hak din ve Allah, İslam ile hayatını şekillendirenlere kesin bir huzur ve rıza vaat etmiş iken, Müslümanların bu acziyet ve rızasızlığı nedendir? 

Cevap acaba, kabulü dayatılan din algısının, aslında İslamı Ortaçağa gömenlerin bir kurgusu olması olabilir mi?
Kutsal insanlar her yerde... 
Kutsal semboller... 
Tanrı vaizler... 
Her köşedeler... 
Tüm köşelerdeler... 

Onu, Onunla susturmak en kolayıydı... 

Onun adı levha levha her yere asılırken, kuşu ölen çocuğa taziyeye gitmesi, Ona en ağır hakaretleri edenleri, onu öldürmek isteyenleri şefkatle kucaklaması hiç anılmadığına göre... 
Kin, nefret, öfke, hırs, haset ve mal ve saltanat sürekli her nesilde daha bir azarak büyüyor ise; bu evet, aynen böylecedir. 

Bir din vaizi, tebliğci ve nasihatçısının hayat standartı civarındaki insanlardan yüksek ise, onu kabul ile dinleyenin bir bisikleti veya evi barkı yok, bir kiracı iken, o, villa ve son model araba sahibi ise, civarındakiler fatura ödemelerini yetiştiremeyen insanlar iken, o onlardan para/himmet beklentisinde ise, zenginler ve makam mevki sahipleri ile düşüp kalkıyor, hatta konumları itibarıyla onların melanetlerine ses çıkarmıyor ise; o nasihatçı işte yukarıdaki kişidir. 
 

ismailarslan@kayseri.av.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Tem

Sözün özü, özün sözüdür

29Haz
27Haz

bir CİMER başvurusu

16Haz

Z kuşağının Çilesi

13Haz

Mertçe söyleyelim!