İnsanlığa hayırlı olsun - İsmail ARSLAN

İnsanlığa hayırlı olsun



Sağlık Bakanı günlük 120000 test yapabilme kapasitemiz var diyor. Bu rakamda test, nokta vuruş sıkı filyasyon ile uygulanmalı ve pozitif vaka çevresi ağırlıklı takip, ciddi şekilde sürdürülmeli, her vakaya istisnasız tedavi uygulanmalı ve izole dikkatle takip edilmelidir. İşte bu mümkün olursa okulların öngörülen zamanda açılması mümkün olur ve entübe sayısı dip yapar.
--
Siyasetle meşgul olacakların siyasi etik ile sınırlandırılmaları şart olmadıkça siyaset, içine girenini zehirleyen bir meşgale olmak durumundadır.
Siyasi etik ise şudur: Mevki, makam ve görevinin  etkisinden ne kendisinin, ne de dilediği kişilerin fayda görmelerini engelleyici yaptırımları kabul etmek.
Bunu başaramadıkça o dış güçlerin bir gayrete girmesine lüzum olmaz, bizden olanlar zaten bizi kökümüzden koparacaklardır.
--
Dış güçler kolaycılığı 
Eşini dostunu sınıf sokak arkadaşını etkili makamlara, menfaati bol ihalelere sokan bu dış güçleri kınım kınım kınıyorum.  
Kişideki nefsani hırsları tatminden maada bir işe yaramayan bu dış güçler masalları ile uyutulan halka, asıl halka geçirenlerin mevkilerini nefsani tatmin için kullanan içeriden güçler olduğunu algılama feraseti niyaz ederim.
Yok mu yani dış müdahale, bunu mu demek istiyorsun denilirse
Gavur gavurluk yapmak ile vazifeli de bizden görünenlerin gavuru bahane edip gavurdan fazla gavurluk yapmalarına izin vermek ise daha az gavurluk sayılmaz.
Deprem ile getirilen vergiler ile depreme dayanıklı binalar yapılacaktı ya malum, Allah esirgesin şimdi bir deprem olsa tahribatı düşünmek bile istemeyiz. 
Kastım bu.
--
Zaman Akarken
80 yaşında bir ateist: 'Evladım, cehalet büyük bir düşmandır. İnsan, bilgi ile donanmalı ve gerçeği zihnî gayreti ile bulmalıdır' dedi, ağzı açık onu hayranlıkla dinleyen küçüğe. 3.000 km doğuda aynı anda 80 yaşında bir sûfi de benzer cümleleri kuruyordu farklı bir dilde önünde diz çökmüş gence...
Bu konuşmalardan habersiz aralarında 3.000 km olan iki ayrı beldede Lisa ve Şuhsa aynı anda meme veriyorlardı bebeklerine. Bebeklerden biri devlet başkanını öldürecek, diğeri de devletine başkan olacaktı büyüyünce.
Bir Kızılderili dedesinin beyazlarla olan savaşlarını ballandıra ballandıra sümüklü çocuklara anlatırken, tam da o an Çin'de açlıktan, kardeşinin tabağındakini de kendisi yemek için tabağa tüküren Cheong Yong Kızılderilileri ömrü boyunca hiç duymayacaktı.
 
Dört nesil önce 65 yıl yaşayan Mahir Ağa ne etoburdu, bilemezsiniz. Bir oturuşta bir kuzuyu tek başına yerdi. Dördüncü kuşaktan torunu Seyfi ise vejeteryanların kralıydı, midesine et asla girmedi.
Sevdiği adamla evlenemeyen Margeret, Jan'dan beş kız yapmıştı. Jan'ın kızları Margeret'in sevdiği adamın oğulları ile evlendiler.
Hepsi bir yana 5300 yıl önce ölen Buz çağı adamı Ötzi'ye en güçlü kahin söylese, inanmazdı 5300 yıl sonra milletin maskarası olacağını...
Zaman sonuna biraz ilerlesin şimdi...
Bir balık pusulasız doğduğu yere gidiyor. Bir kunduz kusursuz bir mühendislik ile ev ve barikatlar inşa ediyor. Yarasalarda radarlar, elektrikli balıklar, Monark kelebeklerinin yolculuğu, penguenler v.s. v.s. müthiş donanımlar, teknoloji ile erişmemiz şu an için söz konusu olmayan nice gelişmiş savunma ve yön bulma mekanizmaları... Dudak uçurtan nice donanım, lakin yerinde saymaya mahkumluk; ya da sınırları dahilinde gelişmeye. Zira akletme melekesi problemli...
İnsan bitki, böcek ve hayvanların çoğuna göre aslında bomboş doğuyor. Sonradan öğrenmesi gereken bir sürü bilgi ve düşe kalka tecrübeler, erişebildiğince teknoloji. Genetik hafızası yok insanın…
Aslında insanın tabiat şartlarında anne rahminde iki yıl geçirmesi gerektiğini biliyor muydunuz? Sanırım bilmiyorsunuz. Bilmenizin bir faydası var mı?
Belki soru bu: Faydası ne?
Çözüm de bu soruda.
İnsan meraklı bir canlı. Duyguları gelişmiş, karmaşık bir varlık. Bilgi, tecrübe, olgu benzeri önceki nesillere ait çoğu kazanımın yeni doğumlarda hafıza depolarında bulunmaması; ya da baskılanmış olması aslında onun yaşamı sorgulayabilir biçimdeki varlığında izah bulabilir.
İnsan yol almaya meyilli bir canlı. Oluşturduğu bir doğa hali karşıtı kültür değer var. Bu değer tabiata paralel, tabiatın da varlık bulduğu imkanları kullanarak yeni bir varlık sahası oluşturmaya yardımcı olmuş insanda. İnsan bunu işlemiş varına. Keşfi... Umudu... İrade ve akletmeyi...
Kültür alanı olmasaydı sanırım şu an insan çoktan uzaydaydı. Dünya ona yetmemiş, kainata dağılmıştı. Bunu başarabilecek tek tür insan, zamandaşı canlılara göre.
İnsan ise hırs ve hasedi, yani nifakı tercih etti ve kavgalar, savaşlar paylaşma bazlı sekteye uğrattı tabii gelişimini. Akletti; ama yanlış akletti. Belki böylesi gerekliydi. Bu farklı bir tartışma. Bunu geçerek:
Yirmi otuz yıl sonra düşünüyorum da geçen binlerce yılı telafi edebilecek atılımlar yine insanın eseri olacak. Ölen öldüğü ile kalacak ve geçmişteki en ünlü, en etkin en derin şahsiyetler hafızalarda anılmak istenmeyen anılar olarak yer alacaklar. O hırslar, o hasetler... Ölümler, mücadeleler... Acı acı gülümsenilecek hepsine.
 
Çünkü insan ortak geçmişinde bulduğu, bildiği her şeyi beynine yükleyebileceği bir mekanizma ha icat etti, ha edecek durumda.
Chipler geliyor. Element kökenli hafıza depoları. Haricen yerleştirilecek ve mühendislik, tıp, sanat, bilumum bilim v.s. ne varsa her şey bir anda sizde olacak. Herkese hepsini yaparlar mı bilemiyorum; ama herkese hitap edecek tarzda bir şeyler muhakkak olacak.
Mp3’lerini kulaklıkla dinlemeyeceksin mesela, beyninde çalacak. Hukuk okuyorsun ya, binlerce sayfa kanun... Bir sürü zaman gerek kalmayacak. Bir tık ile ne var ne yok sende olacak gibi...
Her yeni nesilde yeniden bulunmaya bilinmeye mahkum ne varsa hepsi ilk anda alınmış ve bütün toplam değer sonrakine olduğu gibi nakledilmiş hale gelecek.
Bu durum, bildiğimiz hayal edebildiğimiz ne varsa hepsini topyekün kıymetsiz kılacak.
Nifak nedenli kavgalar, ölümler, yokluk, kıtlık paylaşım sorunları, mülkiyet ve ceza, her şey değişecek ve tabiat şartlarının elverdiği gerçekliklere kavuşulacak. Sun’i uydurma, kanser olmuş hayat normlarımız topyekün atta...
İşte bu, bunun ilk bilgisidir.
Tüm varlık içinde ufacık bir yaşamın ısmarlama sahibi insanlığa hayırlı olsun.
 
 
 

ismailarslan@kayseri.av.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

Din de din mi acaba?

11Oca

Ulus Devlet üzerine

06Oca

Kaos

03Oca

Affeden affedilir...

27Ara

Cumhurbaşkanlığı seçimi