Esed Sonrası - İsmail ARSLAN

Esed Sonrası


Allah ordumuza yardım eylesin, muzafferiyetler ihsan eylesin amin.  Bir yandan da Kandil'i vuruyor uçaklarımız. İnşallah her tarafta, özellikle içeride, tüm düşmanlarımız perişan olur en kısa zamanda.
--
Ekmek su barınak imkanı veren himayeci devleti terk ile, feci şartların kucağına kendilerini salan şu düzensiz göçmenlerden sınırı geçemeyenleri yeniden içeri almak, insanlığa merhametsizliktir. İki yol var. Ya bunların çoluk çocuklarını sahiplenerek kendilerini sınır dışı etmek, ya da çoluk çocuk komple sınır dışı etmek.
--
Ben onu bunu bilmem, eğer Esed düşünce, bir Kürt devleti kurulursa, bunun arkasında BOP Başkanı var der, işime bakarım. Türkiye, desteklediği muhalifleri iktidar eder, göçmenleri ülkelerine gönderirse helal olsun, tüm suizannımdan dolayı estağfirullah derim.
--
Amerika, Evangelistlerin gayeleri için, öncelikle Suriye'yi bölmeyi ve Suriye'de radikal akımları koordine ederek, Türkiye'de de bir mehdi ataması ile Güneydoğu ve Doğu Anadolu'yu karıştırma derdinde de biz ne derdindeyiz anlamak çok zor.
Tüm bu telaşe yerine 100000 göçmeni Avrupa'ya gönderme hedefi yerine tüm Suriyelileri can güvenliği taahhüdü alarak ülkelerine gönderseniz ve radikallerin güçlenmesine müsaade etmeseniz, geleceğinize en ciddi yatırımı yapmış olurdunuz.
--
Esed'i devirdiniz, peki ya sonra?
Kürt devletini kuracaklar
İsrail Golan tepelerini işgal edecek
İran Şam'da bir mezhep devletçiği kuracak
Rusya Akdeniz kıyısına üs kuracak
Türkiye güvenli bölge denilen en verimsiz arazide binlerce konut yapacak ve idareyi muhaliflere vererek çekilecek ise, bırakın bu zalim işbaşında kalsın daha iyidir.
Bütün bu işleri planlayan iradenin derdi Suriye değil, Türkiye'nin bölünmesidir. Buna bilmeyerek de olsa şu an hizmet durumunda olmanın bir mazereti olamaz. Esed veya rejim diye hedef koyarak kurtaramazsınız kendinizi. Şu an Suriye'yi böldürdüğünüz gün, yarın Türkiye karışacak, biliniz ve bunu bilerek hesap yapınız.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan;
"Eğer bugün savaşı İdlip'te vermez isek... Allah korusun yarın Şırnak'ta, Mardin'de, GaziAntep'te veya Hatay'da vermek zorunda kalırız... Karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye'dir. Suriye'de istediklerini alanlar, namluları hemen Türkiye'ye çevirecekler..." diyor, ama Esed'i devirmekten başka da bir dert ifade etmiyor. Esed iyi kötü şu an Suriye'yi böldürmez, ama siz rejimi indirdiğiniz an, Suriye paramparça olacak. Ne iş diyorum ben de haliyle.
--
Sınır kapıları, bu coğrafyaya ruh olarak yabancı olanlara da açıldı. Bu fırsat bir daha ele geçmeyebilir. Zaman bu zaman ey içi, batı da batı diye tutturan güruh, siz de fırsatı değerlendirin. Çıkın yola. Zira bu günden sonra, kalırsanız buralarda, bu topraklarda sonraki adımda batının kurguladığı nizamın da belinin kırılmasını göreceksiniz. Milli bir sistem, bize özgü, bizden bir nizam, öyle veya böyle kurulacak son son. Kahırdan ölmemek için, hazır kapılar açılmışken yola çıkın bence.
--
Bu ara özellikle namaz niyazla pek alakası olmayanlar sosyal medyada 'elin kralı ölünce sala okutanlar, yas ilan edenler, bu kadar vatan evladı şehit oldu, ne sala okutuyorlar, ne de yas ilan ediyorlar' şamatasına sarılmış, bozuk plak misali bunu dillendiriyorlar de bilmedikleri şey şu: Onlar ölmediler, ölümü öldürdüler. Tüm inançlı insanlar, onların yüksek dereceler almaları duasındalar. Ordu şu an savaşta, askere ve ailelerine, millete lazım olan saf moraldir. Yürek ve izan dağlamak değil. Hele şu iş bir nihayete ersin hayrla, herkese umduğu nasip olacaktır, sabır.
--
Askerliğimi eski genelkurmay başkanımız Nejdet Özel Paşamın alay komutanı olarak görev yaptığı yıllarda, onun alayında Sarıkamış'ta ve ardından Bingöl Kiğı'da yaptım. Keskin nişancıyım. Buna dair bröve, Sarıkamış'ta katıldığım yarışmadan sonra komutanım tarafından takıldı ve daha sonra Kiğı'ya da beraber gittik, görev yaptık. Halen de keskin nişancıyım, lakin sağ elimi felçten dolayı kullanamıyorum, ama olsun, sol elle de attığımı vururum biiznillah. Yaşın elli seninle işim olmaz demezse ordum, düşman generallerini vurmaya talibim.
--
Bu işin en başından itibaren tek bir çözümü var. Suriye muhaliflerinin meşru bir idare kurgulayarak, ülke yönetimini ele almaları. Bu olmadan meşruiyet ayağı her an sakat bırakılmaya ve müdahalelerin sorgulanmasına sebep olunacaktır. Ne işin var orada sorusunun basit cevabı, halkına zulmeden rejime muhalif olanların kurduğu hükümetin daveti ile oradayız olmalıdır. Fakat bu yaklaşım önce Libya ve daha sonra Doğu Anadolu bölgesinde bizi illa ki zora sokacaktır ilerisi için.
--
Bu arada hiç Rusya'ya laf çakmayın. Esed davet etti onları ve meşru bir gerekçe ile oradalar. Bizim de meşruiyet mevzusunu halletmemiz gerekiyor. Muhaliflerin kuracakları hükümeti biz ve beş on devlet dahi tanısa bu aşamada yeterlidir. Ardından BM nezdinde de tanınırlık için çaba harcanabilir. E tabi Suriye'de muhalif kaldı mı sorusu da halledilmeli. Bir an önce güvenli bölgeye en az 2 milyon sığınmacıyı göndermek ile başlanabilinir.

 

ismailarslan@kayseri.av.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

Din de din mi acaba?

11Oca

Ulus Devlet üzerine

06Oca

Kaos

03Oca

Affeden affedilir...

27Ara

Cumhurbaşkanlığı seçimi