Başroldeki figüran - İsmail ARSLAN

Başroldeki figüran


Evrim teorisinden neden çekinir ki bir müslüman. Cahillikten çekinmek lazım oysa. Hazreti Adem aleyhisselamı Allah Teala balçıktan yarattı, ama ondan önce,  onun suretinde 40 farklı Adem'e benzeyen canlı yeryüzünde yaşamıştı. Evrimcilerin son nokta Ademdir tezlerinin yanlışlığı, yeryüzünde canlıların tabi olduğu doğal seleksiyon sünnetullahını reddetmeye bir gerekçe olmamalı. Hazreti Adem'in yaratılışı olağanüstü bir hadise. Hazreti İsa'nın doğumunun olağanüstü olduğu gibi. Evrim ise çok farklı bir kuram. 
Hazreti Adem'in evlatları, ihtimal ki, yeryüzündeki bu insanımsı varlıklarla soy çeşitliliği de yapmış olabilir ki makul bir durum olurdu bu.
Allah, insana, onu insan kılan özel bir yaradılış ihsan eyledi ve tüm imtihan bu daire çerçevesinde, evet, doğruyu yanlıştan ayırt etme  ve tercih etme melekesi.
Yok şimdi farklı Adem benzerleri, çünkü azdılar ve yaşamaya devam edenler de, insanlara karıştılar. Bu kadar net ve basit izah.
--
Adil olmak maharet değil, adil kalabilmek hünerdir, aynen insan doğmanın tabii, insan kalabilmenin olağanüstü olduğu gibi. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları mö 3421
--
Muktedirin hocaları neden fakir fukaraya şükrü öğütlerler, zengine infakı talim etmezlerin cevabı:
Fakirin Allah'tan gayrı dayanağı yoktur. O, kendine iyi yaşam sunması için çalışmaya mecbur olan, vazifesinde ihanete düşerse, onu suçlamak yerine, Allah'a topu atar ve kendi noksanlığı sebebiyle bu durumu yaşadığına inanması daha kolaydır. Variyetli ise, ziyan yaşarsa, muktediri sorumlu tutar ve ona kafa tutar. İmkanları genişlemezse hatta ona ceza dahi kesebilir.
Bu yüzden variyet sahibinin imkanlarının genişletilmesi ve fukaraya şükür talimi muktedirin kolayına ve işine gelendir.
--
Başroldeki figüran muamelesi görebilir mi
Hayatlarımız çok değerli. Zamanımız çok az... Bize verdi Veren! Bizim tasarrufumuza hem de...  
Zimmetledi 'işte şu vakte kadar' diye... Akıp geçiyor zaman ve güzellik kalıyor, ne de yakışıklılık... Ne zeka, ne kudret...  
Yaşamımız içinde tuhaf şekilde ilişikli olduğumuz her hayat bizi yönetmeye, kontrol etmeye çalışıyor. İlişikli olduğumuz hayatlarda da yaptığımız aslında sadece bu.... 
 Kurtlar sofrası mubarek! Kim daha çok lokma kopardı kâr hesabı... 
Herkes senaryosunu başkasının gözüne dayıyor: Bu ol! Bu güzel rol! Bizim senaryolarımız da havalarda uçuşuyor tabi laf arası! Hiç mi kıymetim yok, sizli olmayan yaşamımda takdir edemediğiniz?
 Hiç mi değeriniz yok, varlığınızla bende değilken siz? 
Ona böyle, buna şöyle ile geçen zamanın içindeki sadece bize ait olan saklı mutluluklar neden göze batıyor? 
 Benimle mutlu ol, bensiz pislik... 
Birine vermek istemediği bir şeyi 'ver diye' dayatmak ve ondan onu bir punduna getirip almak, niye aldıktan sonra kıymetsizleşiyor? Neden karşındakini basit hissettirmek? Bu beni yüce mi yapıyor? Madalya mı takıyorlar popoya!? Verdiği kadarını almak mı? O da ne be!? E şey! saygı filan kem küm... Hadi ordan... Benim kendime saygımın kanalizasyonunun önünü tut sen!
 İsmail'i seviyorum, onun incinmesini istemiyorum! Ahmed'in hatırı çoktur yanımda, asla üzmemeliyim onu! Mehmet mi? Of ya! Onu kıramam ki! Bunlar mı insanı kendi olmaktan uzaklaştıran? Ya da bu bir göz boyama mı? Kimliksizliği örtme telaşı....
  İsmail beni seviyorsa, neden ondan alakasız bana özel bir şey yapmamdan inciniyormuş da? Ben İsmail'in kağnısının öküzü müyüm? Ahmed'in hatırı varsa bende, benim onun yanında hiç mi hatırım yok? Yoksa hatır, Ahmet için, beni görmek istediği hale mi ait? Neden kimliğimle kabul görmem için, birilerinin kimliğinin poposunu silmek zorundayım?  
Tamam tatmin edelim ilişikli hayatlarımızı keyflerince; ama kendi yaşamımızı da birilerine kösmeden, birilerinde kösülmeden yaşayalım... Zaten herkes bunu yapıyor da az çok, itirafı üfürük sesi geliyor! Bıkmışsan, başkalara yaşamaktan çekilmek istiyorsan, bil ki o başkalarının kakalı sözlerinin muhatabı olacaksın.  
Sevgi denilen şey, tam bir menfaat kumpasıdır böylesi çapsız ilişkilerde...  
Vermek istemediğin hile veya şefkat ile alınıyorsa Verdiğin kıymetsiz addediliyorsa... Ondaki kadar seni seven, seni kendin olarak gördüğünde senden yüz çeviriyorsa, o seni değil kendini sevmiştir. Değmez be!...  
Böylelerin sevgisinin peşinde ömrünü tüketeceğine Böyle biri olacağına... Var adam gibi adam olacağın ve seni sen olarak kabul edeceklerin nefretine sığın, daha yeğdir...
Buna engel olmak isteyenler, bundan haz etmeyenler; emin ol, senin kendini sandığın alçaklığın bin kat daha alçaklarında sürünüyorlardır. Çünkü onlar da senin yaptığını yapmaya ne inanç ve ne de yürek var... 
 Oyun oynarken oyunun içindeki oyunun oyununda bile yoklar onlar...
Senin filminde kendini başrol sanan figüranlar...
Hep senin yüzünden ama!
Sen onları böyle şımartansın ve onların filminde ezilen!
Bunlar mı seni sen olmaktan alıkoyanlar?
Git işine be kardeşim, git işine...
 

ismailarslan@kayseri.av.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

Din de din mi acaba?

11Oca

Ulus Devlet üzerine

06Oca

Kaos

03Oca

Affeden affedilir...

27Ara

Cumhurbaşkanlığı seçimi