Aforizma Kuyusundan - İsmail ARSLAN

Aforizma Kuyusundan


Dostlarla iyi ortam paylaşmak ve düşmanları idare edebilmek zanaattir.
İnsan hayatını yaşamalı, kendi gibilerle yaşamalı, kendi olarak yaşamalı. Başkaların hayatlarında atanmış yetkin özne olacağına kendi yaşamında esir yüklem ol.
Yakınca cehennem yakmayı göze alacak kadar kindar ve kendini beğenmiş birine yanaşmak, ateşe benzinle yaklaşmaktır.
Anlattığı, ’benimse’ dediği kıymetleri ona ait hayatında görmemiz mümkün olmayan niceler başkalarının hayatını, kabul ettiğini iddia ettiği değerlerle yönetmede ve doğrusu paramparça etmede yarış halinde bir portredeler...
Yaşamı insanca, ona buna zarar vermeden, kendine uygun, varlığını kabul ettiği insanlarla paylaşmak gerekiyor. Buna izin verilmiyorsa, böyle bir ortamdaysan, böyle birinin yanındaysan, yürüyen bir cesetsin demektir... Kop ya da koparıl...
Ben böyle yaşıyorum, sen de öyle... Ben senin gibi düşünmüyorum, sen de onun gibi... Giren çıkan ne o zaman sana bana? Mecbur muyum senin eşeğini sürmeye ben, benim öküzümü gütmeye sen...
Kimsenin aklı ve algısı bir değildir. Bir olmaya mecbur da değildir. Muhatabını bilmeden tahkir etmek/aşağılamak istemiyorsan, onu kendinden aşağı seçme; yukarı da seçme ki, bu sefer o seni tahkir eder.
İçini boşaltamadığın ve yanında huzur bulamadığın, kendini ondan sakındırdığına karşı, kendi kendini aldatma. ’Aşırı sevgi maraz doğurur’un açılımı budur. Sen onu değil, kendini sevmişsin. Onda seni görmediğin bir an, düşmanlık yaparsın.
Bazen insan bir tarz tanrı olmak ister, aczine rağmen. Tabilerini artırmaya ve başkaları hakkında hakim sıfatlı olmada gayretli olur. İdol olmak, yaşamını dayatmak, uymayanları cezalandırmak, cezayı beceremediği yerde kendini cezalandırmak... Halbuki hata yapmak, kaymak, şaşırmak, acze düşmek, başarısız olmak tamamen insanidir. Hatanın, yanlışın en çirkini bile insana özgüdür. ’Hatasız kul olmaz’ ’Beşer, şaşar’ tabirleri bunun için vardır. Kaymayan, abuklamayan kim varsa onu karantinaya almak lazım...
Yanlışa tahammül, yanlıştan tiksintiyle beraber olmalı. Doğruda ısrar, doğrudan şaşıldığında şaşkınlığa düşürtmemeli. Ölene kadar yaşamaya madem mecburuz. O halde iyi ve kötü adına ne varsa hepsiyle barışık yaşamak zorunda olduğumuzu ve kendimize en azından geçim ehli olmamız gerektiğini vurgulamak isterim. Hatayı abartmamak, doğru olanı da.. Mükemmeliyetçilikten uzak, insana özgü yaşamak bu kısaca; haltıyla, hatırıyla, hakkıyla; yaşayacağı son deme kadar.. Ötesi bunalım ve hafakan türetir...
Kusursuzluk arayışı; ya da tamamen kusurlara gömülü yaşamlar, dna dizilimine aykırıdır ve ya mideden çıkar acısı; ya da beyinden...
Ne görüntü yakalamışsa osun sen başkası için. Seni, seninle değil, gördüğü ve algıladığınca bilir muhatap.
Aşk renksizdir ve gözü kördür; sevdiğinin rengine bürünür, gözüyle görür. Yazılmamış kitap s.1
Bir gün hepimiz bir yerlerde yenileceğiz.
Övülerek varılabilen, genelde sövülerek terk ediliyor. Doğal olmak, şişirmelerin büyüsüne kapılmamak, meziyetlerince yaşam alanı bulmak... Aslolan bu.
Mikroskop ile leke arayanların gözüne teleskop dayamak saçmalık.
İnsana güven, insana sevgi, insana inanç... Bunlar azalınca; ya da yok olunca yalnızlığı hayvanlarla paylaşma dürtüsü ve haliyle kedi, köpek, kuş besleme oranı artıyor...

Vergi hukuku alanında avukatlık yapmaktan neden mutluluk duyuyorum, yazayım: Öncelikle haksız dava asla almıyorum (alan gereği inceleyince mevzuyu fark edebiliyoruz, kişi veya firma mağdur mu değil mi). İdarenin yersiz ve hukuka aykırı olarak talep ettiği vergi ve cezaya mani olabilme adına işimi yaptığımda milyonlarca insanımın da bu vesile ile kursağından haram geçmesine mani olmuş olmanın verdiği dinginlik kelimelerle ifade edilesi değil.
--


 

ismailarslan@kayseri.av.tr

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Oca

Din de din mi acaba?

11Oca

Ulus Devlet üzerine

06Oca

Kaos

03Oca

Affeden affedilir...

27Ara

Cumhurbaşkanlığı seçimi