Kur’an-î Bir Kavram: İstişare - Ensar ŞAHİN

Kur’an-î Bir Kavram: İstişare


       İstişare sözlükte; danışma, görüş  alışverişinde bulunma vb. anlamlara gelir.
 Terim anlamı olarak istişare: Kişinin önemli bir karar almadan önce çevresinde bulunan uzman kişilere danışması, onların görüşlerini alarak bir karara  varmasıdır.

Müşâvere, meşvure, meşvere, meşûre, şivar kelimeleri de istişare ile yakın anlamlarda kullanılır. Toplanıp meşveret (istişare) eden cemaate de  “şûra “ denir.

Kur’an-ı Kerim’in 42. Suresinin ismi “ŞÛRA” dır. Bu surenin 38. Ayetinde “şûra” kelimesi geçmektedir:  “Onlar Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. Aralarında işlerini istişare  ederek  yürütürler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da Allah yolunda harcarlar.”  
Ali İmran Suresi 159. Ayetinde de şöyle geçer: “…Karara bağlanacak işlerde onlarla istişare et.  Kesin kararını verince de, yalnız Allah’a güvenip dayan. Çünkü Allah, kendisine güvenip dayananları sever.”
                                               İstişarenin  Tarihi 
Tüm toplumlarda bilinen şûra yönteminin  MÖ. 3000  Mezopotamya  siyasi meclis geleneğine kadar uzanır. Roma devlet düzeninde de yüksek düzeyde din adamlarının “konsil” adı verilen toplantıları da bir tür şûra kabul edilirdi.
Eski Türk devletlerinde hükümdarların çok sayıda danışmanlarının bulunduğu “kurultaylar” vardı.
İslam öncesi Araplarda kabile reisi, aşiret şeyhleriyle kabile meclisine danışıp karar vermekle yükümlüydü. Mekke’nin siyasi ve idari işleri  Kusay  b. Kilab tarafından inşa edilen “Darun Nedve” den yürütülüyordu. 

 Hz. Peygamber (sav)  İstişareyi  Nasıl  Uyguladı?
Peygamber Efendimiz (sav)  Müslümanlara  “şûra”yı emrettiği gibi kendisinin de genel ya da özel işlerde ashabı ile görüş alış verişinde bulunduğu bilinmektedir. Rasulullah (sav) ilk Müslüman toplumun var olma mücadelesinde belirleyici önemdeki her kararı sahabeler ile istişare ederek almıştır.
Ebu Hureyre (ra), “Rasulullah kadar istişareye önem veren başka bir kimseyi görmediğini” söylemiştir. Peygamberimiz (sav)’in  istişare uyguladığı konuları şöyle sınıflandırabiliriz:

1. Kızlarının görüşlerini sormuştur: Peygamberimiz (sav) kızlarını evlendirirken onlara görüşlerini sormuş ve onların istekleri doğrultusunda evliliklerine karar vermiştir.
2. Savaşlardan önce istişare yapmıştır: Peygamberimiz (sav), her savaş öncesi ashabını toplamış ve onların da görüşlerini alarak savaş stratejisini belirlemiştir. Mesela Hendek Savaşı’ndan önce Selmanî Farisi’nin şehrin etrafına hendekler kazarak savunma savaşı yapma fikrini kabul etmiştir.
3. Aile büyüklerine danışarak iş yapmıştır: Hz. Hatice’nin (radıyallahu anha) kendisine yaptığı evlilik teklifini amcası Ebu Talip ile istişare ettikten sonra ortak bir karar ile kabul etmiştir.
4. Önemli konularda eşlerine danışmıştır: Hudeybiye seferinde yapılan antlaşmadan memnun olmayan ashabına nasıl davranması konusunda eşi Ümmü Seleme’ye danışmıştır.
5. Bazı Dini konularda Ashabına danışmıştır: Mescidi Nebi yapıldıktan sonra bir sorun ortaya çıkmıştı. İnsanlar namaza nasıl çağrılacaktı? Peygamberimiz (sav) bu durumu ashabı ile konuşmaya karar verdi. Çeşitli öneriler geldi: Bayrak çekelim, ateş yakalım, boru çalalım… Ancak hiçbir öneri kabul görmedi. O gece Abdullah b. Zeyd’e rüyasında ezanın sözleri öğretildi.  O da bu durumu gelip Rasulullah (sav)’a anlattı. O (sav) da bunun hak bir rüya olduğunu söyledi ve bu sözleri Bilal’e öğreterek, ondan ezan okumasını ve insanları namaza çağırmasını istedi. Böylece istişare ederek bir sorun daha çözülmüş oldu. 

Rasulullah (sav)’ın vefatından sonra Ashab-ı Kiram da istişare konusunda aynı şekilde hareket ettiler. Halife seçimi, dinden dönenlerle savaş, fethedilen arazilerin kullanım şekli gibi hakkında ayet veya hadis bulunmayan hususlarda hep karşılıklı görüşerek, birbirine danışarak çözüm aradılar.  Bu sebeple savaş, devlet yönetimi, ekonomi vb. konuların her birinde, o sahalarda yetişmiş olan kişilerle istişare ederek sağlıklı kararlar almak, İslamiyet’in başlıca prensiplerinden biri haline geldi.
Peygamberimiz (sav) hayatının her alanında istişareye önem vermiş, “Bir millet, işlerini danışma ile yürüttüğü sürece sıkıntıya düşmez”, “Danışan asla pişman olmaz” buyurarak istişareyi tavsiye etmiştir.

İstişare, hem Allah’ın kitabı hem de Rasulullah’ın ve Hulefa-i Raşidin ortaya koyduğu bir pratik olduğundan, Müslümanların kalplerinde ve zihinlerinde derin köklere sahiptir. Ancak sonraları istişarenin, sadece pratik düzeyde değil akademik ve teorik düzeyde de nasıl bozulduğu zamanla anlaşıldı. 

                                             İstişarenin / Şûrânın  Hükmü
Fıkıhta şûrânın hükmü denilince öncelikle devlet yönetiminde istişarenin zorunluluğu meselesi gündeme gelir. Maliki fakihleri şûrânın  “vacip”  olduğunu söyler. Hanefi fakihlerinden bazıları da (Cessas) “Onların işleri aralarında  şûrâ  iledir.”  Ayetinden hareketle  Müslümanların istişare ile emrolundukları  sonucuna  ulaşır.

Atalarımız da “Danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış”, "Ulu sözü dinleyen, ulu dağlar aşar", "Akıl akıldan üstündür", “Sora sora Bağdat bulunur”, “Bin bilsen de bir bilene danış”  diyerek,  istişarenin gerekliliğini kısa ve öz bir şekilde ifade etmişlerdir.

    İstişare yapılan kişiler hakkıyla dindar, bilgili (sahasında uzman), akıllı ve tecrübeli olmalıdır.
    İstişare daha çok bir hayat tarzı, bir düşünme ve planlama biçimi ve başkalarıyla ilişki kurmanın bir modelidir. 
    İslam geleneğinde kadınlar ve erkekler istişare etme konusunda eşittir.
    İstişare, despotluğun ve  otoriterizmin zıddıdır. Otoriterlik bir hastalıktır, istişare ise bunun  önleyicisi ve tedavisidir. Despotluk sadece yöneticiler, komutanlar ve liderler arasında görülmez. 
    Bizim evlerimizde otoriter babalarımız ve kocalarımız var. Hastanelerde otoriter doktorlarımız var. Okullarda otoriter müdürlerimiz var. Müftülüklerde otoriter din adamlarımız var. 
    İstişareye / danışmaya, Yüce Allah'ın emri, Peygamber Efendimizin sünneti olarak önem vermeliyiz.  İstişareyi  iş  yerlerimizde  ve  aile hayatımızda uygulamalıyız.
Velhasıl, sübjektifliğin ve bencilliğin tiranlığından (acımasızlığından, despotluğundan) kurtulmak için istişareye çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 8

  • Fadime SÖZÜGÜZEL | 13 Temmuz 2022 18:54

    İstişare bu toplumda önemini kaybetmiş bir durumda maalesef . Toplum bilinçlendirilmesi yönüyle çok güzel bilgilendirici bir yazı olmuş . Elinize emeğinize sağlık hocam . Bunun gibi güzel yazılar bekliyoruz sizden .

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Ağs

Ahlakî  Yozlaşma

05Tem

Kurban; Et mi, Takva mı?

20Haz

Yaz Okulu başlıyor

11Haz

Kur’an-î Bir Kavram: İstişare

30May

Modernite, Gençlik ve Din