Otorite deyince aklınıza hep kötü çağrışımlar geliyor değil mi? Bunun sebebi size öyle öğretilmesi. Fransızca autorité kelimesinden gelen kelime; Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü; yetke, sulta, velayet gibi anlamlara geliyor. Emretme, yasaklama, itaat ettirme neden kötü olsun. Ancak insanlığı ifsad eden küresel güçler ellerindeki medya gücünü, bilim dünyasını ve bir çok kaynağı kullanarak aklımıza otoritenin kötü olduğunu kazıdı. Peki otoriteyi kötü göstermek küresel güçlere ne gibi faydalar sağlayacak?
Bir kere şunu iyice öğrenmeliyiz; eğer küresel güçler bir kavramı çok kullanıyorsa onunla ilgili mutlaka istismar yapıyor demektir. Örneğin Libya’ya çökecekse oradaki yönetimin otoriter olduğunu, halkına zulüm yaptığını ve demokratik bir yönetimin olmadığını söyler dururlar. Ancak ne hikmetse Suudi Arabistan gibi despot bir ülkenin yönetimine en ufak olumsuz ifade kullanmazlar.
Öğretmen olmak için aldığımız Pedagojik Formasyon eğitimlerinde Otoriter Babanın elinde büyüyen çocukların durumunu şöyle öğrettiler bize (Nedense bize verilen eğitimde bir tane Müslüman ilim adamının adı geçmez): Otoriter tutumu benimseyen ebeveynler çocukların kendilerinin belirledikleri kurallar doğrultusunda davranmalarını ve onları denetlemeyi amaç edinirler. Ailede çocuğun itaati önemlidir, çocuk kurallara uymadığı takdirde ceza alacağını bilir.
Otoriter anne baba tutumunu benimseyen ebeveyn çocuğunu sürekli denetleyerek ve kontrol ederek onun kendine olan güvenini ortadan kaldırıp kişiliğini hiçe saymaktadır. Bu tip ailelerde yetişen çocukların duygu ve düşünceleri dikkate alınmaz, çocuklar koyulan kurallara itiraz etmeden uymak zorundadırlar. Kurallara uyulmadığı durumda fiziksel şiddet ve baskı kullanılabilir. Bunun sonucunda kendi kararlarını kendi veremeyen, özgüveni düşük bir çocuk yetişir.
Otoriter tutumu benimseyen anne babalar çocuklarının onlara mutlak olarak itaat etmesini, kuralları ve istekleri tartışmasız olarak kabul etmelerini beklerler, sevgilerini göstermezler ve çocukla aralarına mesafe koyarlar.
Şu ifadelere bakar mısınız?
Bir de kitaplarda bize öğretilen demokratik ailede yetişmiş çocuğun durumuna bakalım:
Anne ve babanın çocuk yetiştirme tutumu olarak benimsediği en sağlıklı ebeveyn örüntüsü demokratik ebeveyn tutumudur. Demokratik tutumu benimseyen anne babalar, çocuklarına karşı hoşgörülü davranan, onlara güven veren ortamı sunan ve destekleyici bir tutum sergileyen ebeveynlerdir.
Demokratik ebeveynlerin hem kontrol hem de sıcaklık boyutunun düzeyi yüksektir. Belirgin sınırlar ve kurallar koyarlar, belirli taleplerde bulunurlar ancak bunların çocuğun karşılayabileceği düzeyde olmasına dikkat ederler. Çocuğun ihtiyaçlarına karşı duyarlı ve kurallar üzerine çocukla fikir alışverişi yapmaya açıktırlar. Bu tip anne babalar çocuklarının taleplerini dinleyip yapılmaması gereken davranışları sebepleri ile birlikte çocuğa açıklarlar.
Güzellemeleri görüyorsunuz değil mi?
Hiç düşündünüz mü Neden Psikologların, Psikiyatrların, Modern Eğitimcilerin sayısı arttığı halde çocuklarımızın sorunları azalmıyor? Neden intihar vakaları, boşanma sayıları, madde bağımlıları, insanların psikolojik sorunları her geçen gün daha da artıyor? Neden edep, haya, ahlak ortadan kayboluyor?
Bizim inancımızda anne ve babaya itaat şu iki durum haricinde farzdır. Birincisi Allah’a ortak koşmayı emretmeleri, ikincisi zulüm üzere bir iş yapmaları ya da emretmeleri.
Baba evin Reisidir, yöneticisidir, otoritesidir. Ailenin sıcaktan kavrulduğu dönemlerde gölgesiyle onları serinleten ve rahatlatan çınar ağacı gibidir. Bu sırada kendisi yanar, kavrulur fakat gıkını çıkarmaz.
Aileyi ayakta tutan babanın otoritesi ve annenin şefkatidir. Aile kurumunu yıkmak ve ortadan kaldırmak için öncelikle baba otoritesini insanlığa çağdışı ve bağnazlık olarak gösteriyorlar. Evde otorite olmazsa çocuk daha kolay savrulur. Hele ki hiçbir emek sarfetmeden her şeyin en iyisine layık olduğuna modern psikologlar tarafından inandırılan çocuk kendisini dev aynasında görüyor. Canı ne isterse yapacağını düşünüyor. Sınır tanımıyor. Hele hata yaptığında babasından çekinmesi gerekirken onu kale bile almıyor.
Babanın evde otorite sahibi olması demek onun gaddar, zalim olması anlamına gelmiyor. Yeri geldiğinde çocuğuna sarılır, onu öper, bağrına basar. Ancak çocuk bilir ki evde huzuru bozmaya kalkan olursa karşısında evin reisini bulur.
Modern psikologlar ebeveynlere çocuklarıyla arkadaş olmasını öğütler. Halbuki anne babadan arkadaş olmaz. Çocuk çevresiyle arkadaşlık ihtiyacını karşılar. Peki anne babasıyla arkadaş olursa ona anne ve babalık duygusunu kim tattıracak. Ebeveynle arkadaş olduktan sonra bu sefer dışarıda anne baba figürü arayacak ve başına olmadık dertler açacak. Günümüzde bununla ilgili bir sürü kötü örnekler görüyoruz. Bu anlayış ta aileyi yıkmak için psikologların aracıyla küresel güçlerin uydurduğu lakırdılardan başka bir şey değil.
İnsanlığı ifsad edenler erkeği kadına, kadını da erkeğe benzeterek toplumsal cinsiyetsizlik gibi sapık fikirleri yüce bir düşünceymiş gibi beynimize kazıyorlar. Farkında olmadan kadına benzemeye başlayan babalar, babaya benzemeye başlayan anneler türemeye başladı. Yakından tanıdığınız aileleri inceleyin. Evde otorite kim, kimin sözü geçiyor diye baktığınızda iddia ediyorum yüzde doksan beş anne çıkacaktır. Aynı şekilde evde son sözü anne söylüyordur. Anne çocuklarına bağırır çağırır ancak baba kızınca annenin zoruna gider. Günümüzde çoğu anne, baba figürünü evde yücelteceği halde sürekli yıpratır, babayı çocukların gözünde değersizleştirir.
Peygamberimiz “Dünyanın ücra bir köşesinde de olsa, üç kişinin, içlerinden birini kendilerine emir tayin etmeden yaşamaları doğru olmaz.” buyurmuştur. (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 177)
İki kişi bile bir araya gelip beraberce bir şeyler yapmaya planladığında aralarında lider seçmeleri gerekirken aile gibi mübarek ve toplumun en önemli kurumunun (demokratik olacağım diye) başsız kalması ya da babanın yerine annenin reis olması aile kurumunun sonu demektir.
Bu ve benzer konular dikkatinizi çektiyse kendisi de Psikiyatrist olan Mustafa Merter’in Hekaton’la Son Tango (Aileyi İfsad Etme ve İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Projesinin Bir Meta-Analizi) kitabını tavsiye ederim.