Modernite, Gençlik ve Din - Ensar ŞAHİN

Modernite, Gençlik ve Din


26 Mayıs Perşembe günü Erciyes Kültür Merkezinde “Erciyes İlahiyat Zirvesi 2022”  konferansında “Modernite, Gençlik ve Din” konusu anlatıldı, tartışıldı. 

Konferansta alanında uzman, çok değerli akademisyenler vardı. Özellikle Cumhurbaşkanı Danışmanı, büyükelçi, akademisyen, yazar sıfatlarına haiz Sayın İbrahim KALIN konuştu ki bilgisiyle, hitabetiyle, alanında uzmanlığıyla, esprisiyle herkesi mest etti. 

Konuşmacılar arasında Kayseri Valisi, bir hafta Kayseri’nin manevi atmosferinde kaldığını söyledi. Büyükşehir Belediye Başkanı, Erciyes Üniversitesi Rektörü, İlahiyat Fakültesi Dekanı da çoğunluğu üniversite öğrencisi olan dinleyicilere hitap ettiler.

Başından sonuna kadar, 10:00-17:00, büyük bir merakla ve zevkle dinlediğim programda modernitenin tarihsel süreci; günümüzde yaşayan insanları ne kadar ve nasıl etkilediği enine boyuna konuşuldu, tartışıldı.
Programın konusu uzun, içeriği ayrıntılı, örnekleri çok ama ben size mümkün olduğunca kendi yorumumla  özetleyip  kısa kısa demetler sunacağım. 

Modernite nedir? Ne zaman ve niçin çıkmıştır?

Modernite, Avrupa’da yaklaşık olarak 17. Yüzyıl civarında ortaya çıkan, zamanla tüm dünyaya yayılan toplumsal değerler sistemine verilen isimdir. Genel anlamda gelenek ile karşıtlık ve ondan kopuşun; bireysel, toplumsal ve politik yaşam alanlarının tamamındaki değişimi ve dönüşümü ifade eder.
Modernite, aslında Batı’nın kendi tecrübeleriyle bilim, sanat, ekonomik, sosyal, dinsel, kültürel ve siyasal alanda yaşadığı; Batı dışı toplumların da öykünerek gerçekleştirmeye çalıştığı değişimlerdir, diyebiliriz.

Modernite, içinde “mod” kelimesini içerir. Mod, moda olan demektir; yeniliği, moda olanı barındırır.
Ülkemizde modernite, modernizm ve postmodernite, hipermodernite vb. kavramlarının geçişi hep sancılı ve tartışmalı olmuştur. 

Biz, hipermodernite ile modernizmin ötesinde düşünmeye zorlanıyoruz.  Amaç; özgürleşmek, bireyselleşmek ve yaşadığı hayattan olabildiğince haz almaktır.

Modernlik, Orta Çağ’ın teolojik tahayyülünü (dinsel cennet geleneği) bırakıp, bu dünyada insanın, öznenin fail olduğu ‘gelecekte’ bir yeryüzü cenneti kurulacağına dair rasyonel bir plandır.
İnsan ruhsal ve entellektüel hazlarla iyiye, doğruya, güzele ulaşır. Bedensel makyajlarla, estetik ameliyatlarla kalıcı hazlara ulaşamaz.

Özgürleşmek kavramı, içinde “özgür” olmak;  yani  “özünü gerçekleştir” anlamında kullanılır. İnsanın özgürleşmesi demek, kendini gerçekleştirebilmek için tercih hakkını kullanması demektir.
Modernite, geleneğe de karşı çıkıyor. Gelenek; “gelene  –ek, ilave et” anlamına gelir. 

Geleneğe sahip çıkmak, özgürlüğümüzden ve özgünlüğümüzden vazgeçmek değildir. Biz Müslümanlar da akıl ve gelenek ile özgürlüğümüzden ve özgünlüğümüzden taviz vermeden yeni şeyler ortaya koyabiliriz.

“Aklını kullanıyorsan inancın zayıflamıştır, inancın varsa aklını paranteze almışsındır.” tezini öne sürerler. Akıl ile inancın çatışmasının olduğu fikri asla doğru değildir.

İnanmak; bağlanmaktır, adanmaktır,  inancının  gereğini yerine getirmektir.

Akıl, inanca “Sorularıma doğru cevap ver.” der. İnanç da akla meydan okuyarak “dinamik, sorgulayıcı bir aklı” tercih eder.

Zorluklar,  Mü’minin  inancını güçlendirir. Aklı doğru bir yere oturtunca, akıl ile inanç arasında güçlü bir bağ oluşur.  Biz de ‘zihni muhasebemizi’ iyi yaparak doğru adımlar atmalıyız.

Moderniteyi savunanlar Tanrı’yı inkar etmeden, Tanrı’ya referans vererek dünyayı yeniden inşa etme çabasındalar. Bunlar üç noktada sıkıntı yaşayarak çukura düştüler:
1- Anlam üretemediler; haz ve hız peşine düştüler.
2- Din ve moderniteyi  iki  ayrı  kavram olarak aldılar,  birbirine karıştırmadılar.
3- İnsana   yönelik  hikayeleri dünyalıktır, yaşanan her şeyin dünyada kaldığını savundular.

Modernistler  yaptıkları her şeyi Tanrı’ya bir tepki olarak yapıyorlar. Tanrı’yı inkar etmiyorlar ama Tanrı kavramının içini boşaltıyor. Yani Tanrı’nın (Allah’ın) koyduğu kurallara uymuyorlar, helal ve haram sınırını çiğniyorlar, dünyada Tanrı’nın hükümranlığını istemiyorlar. 

Postmoderniteye göre, onların kuracakları “yeni dünya düzenindeki”  ‘Yarının / geleceğin Tanrısı’ insanlardan hiçbir talepte bulunmaz. Çünkü insan merkezli bir Teoloji algısı kuruyorlar.

Biz bu işin neresindeyiz?

Din değişmez, süreklidir. Şeriatlar değişir. Teoloji bizimdir, Din Allah’ındır. 

Akıl da vahiy de Allah’ın nimetidir; birbiriyle çelişmez, birbirini destekler. Onlarca ayette Allah(cc) “Aklınızı kullanmıyor musun?”, “Düşünmüyor musunuz?”, “Tefekkür etmiyor musunuz?”, “ ….Ey akıl sahipleri!” diye  İman edenleri düşünmeye, aklını kullanmaya, tefekkür etmeye teşvik eder.

Modernitenin en çok etkili olduğu alan;  “sosyal alanlar, din  ve  değerlerdir.”
Sosyal hayatın haz ve hız hareketliliğine paralel olarak bu işten en çok etkilenen kesim de gençlerdir. İnsanlar özellikle de gençler  özgürleşiyor  fakat  özgürleştikçe de ruhları daralıyor.
Modernite kavramı,  Batı’nın bir  hikayesidir.  Batı düşünmüş,  yazmış;  biz okuyoruz.

Gençlik; haz ve hız peşinde bunalıma girmiş, toplum kaosa düşmüş. Onlar ise bu kaosu yönetmekle meşguller.

Modernitenin en büyük hatası, insanı evrenin merkezine koyarak onu yüceltmesi ve ilahlaştırmasıdır.

Çözümleri ne? 

Batılı aydınlar, bilim adamları, filozoflar, rasyonalistler, hümanistler, yazarlar,  çizerler;  “İslam dininin üzerine kırmızı bir çarpı atıp sonra hayatlarını nasıl daha fazla özgürleştirebilirler?”  in yollarını arıyorlar yıllarca. Batı’nın modernitesi  İstiklal şairimiz M. Akif Ersoy’un ifadesiyle  “Tek dişi kalmış canavar?”.

Müslüman gençliğin özüne dönmesi, milli ve manevi değerlerine sahip çıkması, Kur’an ve Sünnet’e  sımsıkı  sarılması gerekir. Sonsuz haz ve mutluluk buradadır.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 7

  • Mehmet Ayman | 31 Mayıs 2022 17:12

    Hocam güzel bir özet olmuş. Teşekkürler.

  • Mehmet | 31 Mayıs 2022 09:40

    Elinize sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş.

  • MB | 30 Mayıs 2022 19:00

    Ensar bey gidememiştim. Lakin yazıyı okuyunca gitmiş gibi oldum. Teşekkürler.

  • E. Korumaz | 30 Mayıs 2022 18:01

    İlahiyat Zirvesi,' ne katılmayı çok isterdim ama kısmet olmadı.İçeriğini merak ediyordum Allah razı olsun Bizi de bilgilendirdiniz teşekkür ederiz

  • MB | 30 Mayıs 2022 16:07

    Gidemedim ama gitmiş gibi oldum. Teşekkürler.

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Ağs

Ahlakî  Yozlaşma

05Tem

Kurban; Et mi, Takva mı?

20Haz

Yaz Okulu başlıyor

11Haz

Kur’an-î Bir Kavram: İstişare

30May

Modernite, Gençlik ve Din